23 Eylül 2012 Pazar

Arapça 2 (6-10) ünite eş anlamlı ve zıt anlamlı kelimeler


ARAPÇA KELİMELER (6. ÜNİTE)
EŞ ANLAMLI KELİMELER
1.تَرَكَ / غَادَرَ (terk etmek)
2.اسْتَطَاعَ / تَمَكَّنَ ( yapabilmek, becerebilmek)
3.يُحِسُّونَ / يَشْعُرُونَ (hissetmek)
4.قَصَدَ / اِتَّجَهَ (yönelmek)
5.ظَهَرَ / بَرَزَ (ortaya çıkmak)
6.بِالْقَلَمِ / التَّأْلِيف
7.أَدْرِي / أَعْرِفُ (bildirmek)
8.قُدَّامِي / أَمَامِي (önüne)
9.مَاشِيًا / سَائِرًا (yürüyerek)
10.أَصْعَدُ / أَرْتَفِعُ (yükseltmek)


ZIT ANLAMLI KELİMELER
1.(ilk) أَوَائِلِ Xأَوَاخِرِ (son)
2.(yaşadı) عَاشُوا Xمَاتُوا (öldü)
3.(yapabilmek, becerebilmek) اِسْتَطَاعَ X عَجَزَ (yapamamak, becerememek)
4.(hüzün) حُزْنِ X السُّرُورِ (sevinç)
5.(doğulu) شَرْقِيُّونَX غَربِيُّونَ(batılı)
6.(eski) الْقَدِيمِ X الْجَدِيدِ (yeni)
7.(ortaya çıktı) ظَهَرَ Xاِخْتَفَي (gizlendi)
8.(güzel) جَمِيلَةٌ X سَيِّئَةٌ (kötü)
9.أَدْرِي Xأَجْهَلُ
10.(önüne) قُدَّامِي X خَلْفِي (arkasına)



TEKİL _ ÇOĞUL
1.أَوَّلٌ ج أَوَائِلٌ (ilk)
2.اِبْنٌ ج أَبْنَاءُ (oğul)
3.دَارٌ ج دِيَارٌ (ev)
4.سَبَبٌ ج أَسْبَابٌ (sebep)
5.هَذَا / هَذِهِ ج هَؤُلاَءِ (bu)
6.مُهَاجِرٌ ج مُهَاجِرُونَ
7.شَرْقِيٌّ ج شَرْقِيُّنَ (doğulu)
8.أَدِبٌ ج أُدَبَاءُ
9.كَبِرٌ ج كِبَارٌ (büyük)
10.صُورَةٌ ج صُوَرٌ
11.وِلاَيَةٌ ج وِلاَيَاتٌ
12.صَحِفَةٌ ج صُحُفٌ
13.كِتَابٌ ج كُتُبٌ (kitap)
14.دِيوَانٌ ج دَوَاوِينٌ
15.قَيْدٌ ج قُيُودٌ (kayıt)
16.قَرْنٌ ج قُرُونٌ (köy)
17.عَدَدٌ ج أَعْدَادٌ (adet)
18.حُزْنٌ ج أَحْزَنٌ (hüzün)
19.وَطَنٌ ج أَوْطَانٌ (vatan)
20.طَرِيقٌ ج طُرُقٌ (yol)
21.مَشِيًا ج مُوشَاةٌ (yürümek)
22.حُرٌّ ج أَحْرَارٌ (sıcak)
23.أَسِيرٌ ج أَسْرَى
24.قَائِدٌ ج قُوَادٌ
25.مَقُودٌ ج مَقُودُونَ
26.طَوِيلٌ ج طَوِيلُونَ (uzun)
27.قَصِيرٌ ج قَصِيرُونَ (kısa)
28.دَرْبٌ ج دُرُوبٌ (asır)
29.وَاقِفٌ ج وَاقِفُونَ (duran)
30.دَهْرٌ ج دُحُورٌ


TERCÜME
1.فِي أَوَائِلِ الْقَرْنِ الْعِشْرِينَ تَرَكَ عَدَدٌ كَبِيرٌ مِنْ أَبْنَاءِ سُورِيَا وَ لُبْنَانَ دِيَارَهُمْ وَ أَوْطَانَهُمْ وَ عَشُوا فِي الْقَارَّةِ الْأَمْرِيكِيَّةِ لِأَسْبابٍ سِيَاسِيَّةٍ أَوِ اقْتِصَادِيَّةٍ
A.Yirminci asrın başında, büyük sayıda Suriyeli ve Lübnanlı ekonomik ve politik nedenlerden dolayı yurtlarını terk edip Amerika kıtasında yaşadılar.
B.Yirminci asrın başlarında pek çok sayıda Suriyeli ve Lübnanlı iktisadi ve siyasi nedenlerden dolayı ülkelerini terk etmişlerdi.
C.Yirminci asrın başlarında ekonomik ve politik nedenlerden dolayı ülkesini terk eden pek çok Suriyeli ve Lübnanlı Amerika kıtasında yaşamaya başladılar.
D.Yirminci asrın başlarında, çok sayıda Suriyeli ve Lübnanlı ekonomik ve politik nedenlerden dolayı ülkesini terk eden pek çok Suriyeli ve Lübnanlı Amerika kıtasında yaşamaya başladılar. (CEVAP A)

2.لَمْ يَنْسَ هَؤُلاَءِ الْمُهَاجِرُونَ قَطُّ أَنَّهُمْ شَرْقِيُّونَ وَ أَنَّ لُغَتَهُمْ عَرَبِيَّةٌ
A.O göçmenler doğulu olduklarını ve dillerinin Arapça olduğunu kesinlikle unutmazlar.
B.Bunlar göçmen olduklarını ve dillerinin de Arapça olduğunu asla unutmadılar.
C.Bu muhacirler doğulu olduklarını ve dillerinin de Arapça olduğunu asla unutmayacaklar.
D.Onların doğulu göçmen olduğunu ve dillerinin de Arapça olduğunu asla unutmadı.
E.Bu göçmenler, doğulu olduklarını ve dillerinin de Arapça olduğunu asla unutmadılar. (CEVAP E)

ARAPÇA KELİMELER (7. ÜNİTE)
EŞ ANLAMLI KELİMELER
1.أَجْمَةٌ / غَابَةٌ (orman)
2.أَسَدٌ / لَيْثٌ (aslan)
3.يَقْدِرُ / يَستَطِيعُ (gücü yetmek)
4.وَحْدَةٌ / اِتِّحَادٌ
5.يَتَوَجَّلُ / يَتَنَزَّهُ (dolaşıyor)
6.مُتَمَاثِلَةٌ / مُتَشَابِهَةٌ (benzer)
7.دُونَكَ / خُذْ (al)
8.مَضَتِ / مَرَّتْ (geçti)
9.جَاءَ / أَتَى (geldi)
10.تَلَفَّتَ / نَظَرَ (baktı)

ZIT ANLAMLI KELİMELER
1.(beyaz) أَبْيَاضُ X أَسْوَدُ (kara)
2.(hatırladı) تَذَكَّرَ X نَسِيَ (unuttu)
3.(al) دُونَكَ X أَعْطِ (ver)
4.(ağır) شَدِيدٌ X خَفِيفٌ (hafif)
5.(geldi) جَاءَ X ذَهَبَ (gitti)
6.(aynı) مُتَمَاثِلَةٌ X مُخْتَلِفَةٌ (çeşitli)

TEKİL _ ÇOĞUL
1.ثَوْرٌ ج ثِيرَانٌ (öküz)
2.نَفْسٌ ج أَنْفُسٌ
3.صَيَّادٌ ج صَيَّادِينَ (avcı)
4.لَوْنٌ ج أَلْوَانٌ (renk)
5.يَوْمٌ ج أَيَّامٌ (gün)
6.أَجَمَةٌ ج أَجَمَاتٌ (orman)
7.أَسَدٌ ج أُسْدٌ (aslan)
8.أَنَا ج نَحْنُ (ben)
9.تِلْكَ ج أُولَئِكَ (o, şu)
10.غَابَةٌ ج غَابَاتٌ (orman)
11.شَيْءٌ ج أَشْيَاءٌ (şey)
12.حِيلٌ ج حِيَلٌ
13.خَطَرٌ ج أَخْطَارٌ (tehlike)
14.عِبَارَةٌ ج عِبَارَاتٌ

TERCÜME
1.ذَاتَ يَوْمٍ، عِنْدَمَا كَانَ يَتَجَوَّلُ هَذَا الْأَسَدُ فِي تِلْكَ الْغَابَةِ يَبْحَثُ عَنْ شَيْءٍ يَسُدُّ رَمَقَهُ صَادَفَ هَذَيْنِ الثَّوْرَيْنِ الأَحْمَرَ وَ الْأَسْوَدَ
A. Bir gün ormanda dolaşan bu aslan kızıl ve siyah bu iki öküzle karşılaştı.
B.Bir gün ormanda dolaşan bu aslan açlığını giderecek bir şeyler ararken bu kızıl ve siyah iki öküzle karşılaştı.
C.Bir gün bu aslan, açlığını giderecek bir şey aramak üzere o ormanda dolaşırken bu kızıl ve siyah iki öküzle karşılaştı.
D.Bir gün ormanda yiyecek aramak için dolaşan bu kızıl ve siyah iki öküz bu aslanla karşılaştı.
E.Bir gün bu aslanla karşılaşan bu kızıl ve siyah iki öküz ormanda açlıklarını giderecek bir şey aramak için dolaşıyorlardı. (CEVAP C)

2.مَضَتِ الْأَيَّامُ، وَشَعَرَ الْأَسَدَ بِجُوعٍ شَدِيدٍ فجَاءَ إِلَى الثَوْرِ الْأَحْمَرِ وَ قَالَ لَهُ:" إِنَّ لَوْنِي هَذَا مِثْلُ لَوْنِكَ "
A.Günler maziye karıştı ve aslan şiddeti bir açlık hissetti ve kızıl öküze gelip şöyle dedi: ‘Benim bu türüm senin türün gibidir’
B.Günler geçtikten sonra aslan çok acıktı ve kızıl öküze gelip şöyle dedi: ‘Benim rengim senin rengin gibi’
C.Günler geçti ve kızıl öküz şiddetli açlık hissedince aslana geldi ve şöyle dedi: ‘Benim bu rengim senin rengin gibi’
D.Günler geçti,derken aslan şiddetli bir açlık hissetti ve kızıl öküze gelip şöyle dedi: ‘Hiç şuşkun olmasın benim bu rengim aynı senin rengin gibi’
E.Günler geçiyor ve aslan şiddetli açlık hissedince kızıl öküze gelir ve şöyle der: ‘Şüphesiz senin bu rengin benim rengim gibi’ (CEVAP D)
ARAPÇA KELİMELER (8. ÜNİTE)
EŞ ANLAMLI KELİMELER
1.قَرْيَةٌ / رِيفٌ (köy)
2.بُيُوتٌ / مَنَازِلٌ (evler)
3.حَدَائِقٌ / جَنَّاتٌ (bahçeler)
4.يَنْصَبُّ / يَنْحَدِرُ (döküldü)
5.قَمْحَ / بُرُّ (buğday)
6.وَثِيقٌ / مَتِينٌ (sağlam)
7.حَصَلَ / أَخَذَ (almak)
8.عَزَمَ / قَرَّرَ (karar verdi)
9.أَشْيَاءُ / بَضَائِعُ (eşyalar)
10.هَدَايَا / عَطَايَا (hediye)

ZIT ANLAMLI KELİMELER
1.(seviyor) تُحِبُّ X تَكْرَهُ (nefret ediyor)
2.(umut) رَاجَاءٌ X يَأْسٌ (umutsuz)
3.(sona erdi) فَانْتَهَتِ X بَدَأَتْ (başladı)
4.(vuslat) صِلَةٌ X هَجْرٌ (ayrılık)
5.(mutlu) سَعَادَةٍ X شَقَاوَةٍ (mutsuz)
6.(dinlenme) اِسْتِرَاحَةِ Xتَعَبُ (yorgunluk)
7.(gidiş) ذَهَابُ X إِيَابُ (dönüş)
8.(kıvrıla kıvrıla) مُنْحَنِيًا X مُسْتَقِيمًا (dosdoğru)
9.(ekiyor) يَزْرَعُونَ X يَحْصُدُونَ (biçiyor)
10.يُسَلِّي X يُؤْذِي

TEKİL _ ÇOĞUL
1.مَرْجٌ ج مُرُوجٌ (çayır, çimen)
2.حَقْلٌ ج حُقُولٌ (tarla)
3.دَائِرَةٌ ج دَوَائِرٌ
4.شَاطِئ ج شَوَاطِئ (sahil, kıyı)
5.جَبَلٌ ج جِبَالٌ (dağ)
6.شَيْئٌ ج أَشْيَاءُ (şey)
7.طَعَامٌ ج أَطْعِمَةٌ (yemek)
8.شَرَبٌ ج أَشْرِبَةٌ
9.حِذَاءٌ ج أَحْذِيَةٌ (ayakkabı)
10.شَحْسٌ ج أَشْخَاسٌ (şahıs)
11.هَدِيَةٌ ج هَدَايَا (hediye)
12.فَرْدٌ ج أَفْرَدٌ (fert)
13.فِرَاشٌ ج فُرُشٌ
14.جَدْوَلٌ ج جَدَاوِلٌ (dere, kanal)
15.مَاءٌ ج مِيَاءٌ (su)
16.بَحْرٌ ج بِحَارٌ
17.نَفْسٌ ج أَنْفُسٌ
18.مَكَانٌ ج أَمَاكِنٌ (mekan)
19.حَقِيبَةٌ ج حَقَائِبٌ (çanta)
20.عَدَدٌ ج أَعْدَادٌ (adet)
21.طَرِيقٌ ج طُرُقٌ (yol)
22.مِقْوَدٌ ج مَقَاوِدٌ
23.مَوْعِدٌ ج مَوَاعِدٌ (zaman)


TERCÜME
1.وَ فِي الْجَدْوَلِ مَاءٌ عَذْبٌ يَجْرِ مُلْتَوِيًا مِنْ بَيْنِ الْحُقُولِ وَ يَنْصَبُّ إِلى الْبَحْرِ قَاطِعًا مَسَافَاتٍ طَوِيلَةً
A.Derenin içinde tarlalar arasından kıvrıla kıvrılan akan ve uzun mesafeler kat ederek denize dökülen tatlı bir su var.
B.Derenin içinde meralar arasından kıvrıla kıvrılan akan ve uzun mesafeler kat ederek denize dökülen tatlı bir su var.
C.Derenin içerisinde tarlalar arasından şırıl şırıl akan ve uzun mesafeler kat ederek denize dökülen tatlı bir su var.
D.Dere tabanında tarlalar arasından kıvrıla kıvrılan akan ve uzun mesafeler kat ederek denize dökülen tatlı bir su var.
E.Derenin içinde çimenler arasından kıvrıla kıvrılan akan ve uzun mesafeler kat ederek denize dökülen tatlı bir su var. (CEVAP A)

2.لِكُلِّ إِنْسَانٍ هِوَايَتُهُ الخَاصَّةُ بِهِ يُسَلِّي بِهَا نَفْسَهُ
A.Her insanın kendini avuttuğu bir hobisi vardır.
B.Her insanın gönlünü avuttuğu kendine özgü bir hobisi vardır.
C.Her insanın kendince teselli bulduğu bir hobisi mevcuttur.
D.Her insanın kendini teselli ettiği bir hobisi vardır.
E.Her insanın kendisiyle gönlünü avuttuğu bir hobisi vardır. (CEVAP B)

3.فَغَادَرَ أَفْرَدُ الْأُسْرَةِ الْقَرْيَةَ وَ فِي قُلُوبِهِمْ حُزْنٌ، وَ فِي أَعْيُنِهِم دُمُوعٌ، وَ فِي أَفْئِدَتِهِم رَجَاءُ لِصِلاَتٍ آتِيَةٍ
A.Aile fertleri kalplerinde hüzün, gözlerinde yaşlar ve gönüllerinde yeni kavuşmalar için umut köye veda etti.
B.Aile fertleri kalplerinde hüzün, gözlerinde yaşlar ve gönüllerde yeniden kavuşma umudu köyden ayrıldı.
C.Aile fertleri kalplerinde hüzün, gözlerde yaşlar ve gönüllerde yeniden kavuşma umudu köyden ayrıldı.
D.Aile fertleri kalplerinde hüzün, gözlerinde yaşlar ve gönüllerinde yeni kavuşmalar için umut köyden ayrıldı.
E.Aile fertleri kalplerde hüzün, gözlerde yaşlar ve gönüllerde yeniden kavuşma umudu köye veda etti. (CEVAP D)

4.وَهَا هِيَ قِصَّةُ مَحْمُودٍ سَعْدِيٍّ الَّذِي يَغْلِي صَدْرُهُ بِمَحَبَّةِ قَرْيَتِهِ. وَلَهُ عَائِلَةٌ تَمْلِكُ نَفْسَ الشُّعُورِ، وَتُحِبُّ قَرْيَتَهُ حُبًّا شَدِيدًا
A.İşte bu yüreği köyüne sevgiyle yanan Mahmut Sadi’nin yaşam öyküsü. Onun aynı hislere sahip ve köyünü çok seven bir ailesi var.
B.İşte bu köyünün sevgisi gönlünde taht kurmuş Mahmut Sadi’nin hikayesi. Onun aynı hislere sahip ve köyünü ölesiye seven bir ailesi var.
C.İşte bu yüreği köyünün sevgisiyle kor gibi yanan Mahmut Sadi’nin hikayesi. Onun aynı hislere sahip ve köyünü ölesiye seven bir ailesi var.
D.İşte bu içi köyünün sevgisiyle yanan Mahmut Sadi’nin hikayesi. Onun aynı hislere sahip ve köyünü ölesiye seven bir ailesi var.
E.İşte bu yüreği köyünün sevgisiyle yanan Mahmut Sadi’nin hikayesi.Onun aynı hislere sahip ve köyünü çok seven bir ailesi var. (CEVAP E)
ARAPÇA KELİMELER (9. ÜNİTE)
EŞ ANLAMLI KELİMELER
1.يُسَاوِي / يُعَادِلُ (eşit olur)
2.سَيَقُودُ / يَسُوقُ (sevk etmek)
3.نَجَاحِ / خِلاَفُ فَشْلٍ (başarılı)
4.تَمَلُّ / تَسْأَمُ (bıktırmak, usandırmak)
5.يُمَارِسُ / يَعْمَلُ (çalışıyor)
6.عَنَاءِ / تَعَبِ (yorgunluk)
7.يَسْتَفِيدُ / يَنْتَفِعُ (istifade)
8.فَرَاغِ / زَمَانٌ خَالٍ (boş)
9.حَضَعَ / ذَلَّ وانْقادَ (boyun eğmek)
10.مُشْكِلاَتٌ / الأُمُورُ الصّعْبَةُ (problemler)


ZIT ANLAMLI KELİMELER
1.أحْسَنْتَ X أَسَاءَ
2.تَعَبٌ X اسْتِرَاحَةٌ
3.(düzenleme) تَنْظِيمَ X عَدَمُ تَنْظِيمٍ
4.(dolduruyor) يَمْلَأُ Xيُتْعِبَ (boşaltıyor)
5.(rahat bir hayat yaşama) يُرَفِّهَ X يُفْرِغُ (
6.تَمَلُّ ) يَبَْتهِجُ
7.(öldürme) قَتْلَ Xإِحْيَاءُ (yaşatma)
8.(boyun eğmek) حَضَعَ X تَمَرَّدَ (
9.(kanuni) مَشْرُوعَةً X غير قَانُنِي (kanunsuz)
10.(düşman) عَدُوٌّ Xصَدِيقٌ (dost)



TEKİL _ ÇOĞUL
1.وَاقْتٌ ج أَوْقَاتٌ (zaman)
2.مَوْعِدٌ ج مَوَاعِدٌ (vakit, randevu)
3نَشِطَةٌ ج أَنْشِطَةٌ
4.بَرْنَامَجٌ ج بَرَامِجٌ (program)
5.مُشْكِلَةٌ ج مُشْكِلاَتٌ (problem)
6.وَسِيلَةٌ ج وَسَائِلٌ (vesile)
7.دَرَاسَةٌ ج دَرَاسَاتٌ
8.عَمَلٌ ج أَعمَالٌ


TERCÜME
1.لَيْسَتْ الحَيَاةُ كُلُّهَا عَمَلٌ، فَالإنْسَانُ بِحَجَةٍ إلى أنْ يُرَفَّهَ عَنْ نَفْسِهِ مِنْ حِينٍ لِآخَرَ، لأنَّ النفسَ تَمَلُّ مِنْ العَمَلِ وَ يَدْخُلُهَا السَأْمُ، مِنْ كَسْرَةِ العَمَلِ
A.Hayatın tümü iş değildir, ansan zaman zaman kendisini dinlendirme ihtiyacındandır, çünkü ruh işsizlikten bıkar çok işten dolayı bıkkınlık gelir.
B.Hayatın tümü iş değildir, insan zaman zaman kendisini dinlendirme ihtiyacını duyar çünkü ruh işten bıkar ve çok çalışmaktan dolayı bıkkınlık gelir.
C.Hayatın tümü iş değildir, insanın her zaman dinlenmesi gerekir çünkü ruh işten yorulur ve çok iş sebebiyle içine bıkkınlık girer.
D.Hayatın tümü iş değildir, insan zaman zaman kendisini dinlendirme ihtiyacını hisseder, çünkü nefis işten bıkar, çok iş sebebiyle içine gezme ihtiyacı doğar.
E.Hayatın tümünün iş olması insanı dinlenmeye sevkeder, çünkü ruh işten bıkar ve çok çalışmaktan dolayı bıkkınlık gelir. (CEVAP B)

2.وغَالبًا ما يؤدي وَقْتُ الفَرَاغِ عند الأطفَال والشباب إلى الكسل و الضَّجَرِ و الخَمُولِ
A.Çoğu kere boş vakitler çocukların ve gençlerin tembelliğine, bıkkınlığına, uyuşukluğuna sebep olur.
B.Çoğu kere çocuklarda ve gençlerdeki boş vakit tembelliğe, bıkkınlığa ve uyuşukluğa sebep olur.
C.Çoğu zaman boş vakitler gençleri ve çocukları tembelleştirip bıkkın hale dönüştürür, sonunda uyuşturur.
D.Çoğu kere gençlerdeki boş vakitler onları bıkkınlığa, tembelliğe ve sonunda uyuşukluğa sevkeder.
E.Gençlerde ve çocuklarda boş vaktin çok olması onları tembelliğe, bıkkınlığa, uyuşukluğa sevkettirir. (CEVAP B)
ARAPÇA KELİMELER (10. ÜNİTE)
EŞ ANLAMLI KELİMELER
1.بَطِيئةً / حركَاتُهُ قَلِيلَةٌ وليسَتْ سَرِيعةً (yavaş)
2.أَخْبَارُ / أَنْبَاءُ (haberler)
3.اِخْتِرَاعِ / اكْتِشَافِ (icat etti)
4.قَرْنٌ / عَصْرٌ (asır)
5.مَصْدَرًا / مَنْبَعًا (kaynak)
6.يَنْقُلُ / يَحْمِلُ (nakletti, taşıdı)
7.يَتَكَلَّمُونَ / يَتَحَدَّثُونَ (konuşuyor)
8.أَنْشِطَةٌ / مُمَارَسَاتٌ (faaliyet)
9.حَدَّيْنِ / وَجْهَيْنِ (iki yüzlü)
10.يَحْرِمُ / يَمْنَعُ (mahrum bırakır)

ZIT ANLAMLI KELİMELER
1.(muhalefet) سَلْبِيَّةٌ Xإجَابِيَّةٌ
2.(komşuluk, yakınlık) حِوَارِ X عَدَمُ احِوَارِ (uzaklık)
3(fazla).مُعْظَمُ X قَلِيلٌ مِنْ (az)
4.(kötü) سَيِّئَةٌ X طَيِّبَةٌ (iyi)
5.(uyuma)نَوْمِ X صَحْوِ (uyanma)
6.(artıyor) تَزْدَادُ X تَقِلُّ (azalıyor)
7.(konuşuyorlar) يَتَكَلَّمُونَ X يَسْكُتُ (susuyor)
8.(fayda) مُفِيدٌ X مُضِرٌّ (zarar)
9.(köy) قَرْيَةٌ X مَدِينَةٌ (şehir)
10.(kaygılı, endişeli) قَلَقٍ X شُعُورٌ بِالسُّرُورِ (kaygısız, endişesiz)

TEKİL _ ÇOĞUL
1.حَدِيثَةٌ ج أَحْدَاثٌ (hadise)
2.نَشِطَةٌ ج أَنْشِطَةٌ (dinç)
3.وَجَبَةٌ ج وَجَبَاتٌ (öğün)
4.بَارْنَامَجٌ ج بَرَامِجٌ (program)
5.أَثَرٌ ج آثَارٌ (eser)
6.وَلَدٌ ج أَوْلاَدٌ (çocuk)
7.أُمٌّ ج أُمَّهَاتٌ (anne)
8.غُرْفَةٌ ج غُورَافٌ (oda)
9.صَوْتٌ ج أصْوَاتٌ (zaman)
10.مُمَارَسَةٌ ج مُمَارِسَاتٌ (uygulama)

TERCÜME
1.دَخَلَ جِهَازُ اتّلْفَازِ كُلَّ بَيْتٍ وَكُلّ غُرْفَةٍ لَدَرَجَةٍ أنَّهُ أصْبَحَ خُبْزًا يَوْمِيًّا يَتَنَاوَلُهُ أفْرَدُ الأُسْرَةِ مَعَ وَجَبَاتِ الطّعَامِ
A.Televizyon her eve ve her odaya girdi, öyle oldu ki onu aileler yemek öğünlerinde günlük olarak alır hale geldiler.
B.Televizyon cihazı aile fertlerinin yemek öğünleri ile birlikte aldıkları günlük ekmek olma derecesinde her eve ve her odaya girdi.
C.Televizyon cihazı aile fertlerinin yemek öğünlerinde yedikleri günlük ekmek gibi her eve ve her odaya girdi.
D.Televizyon cihazı aile fertlerinin yemek öğünleri ile birlikte seyredecek derecede her eve ve her odaya girdi.
E.Televizyon cihazı aile fertlerinin yemek öğünleri ile birlikte aldıkları günlük ekmek oldu, neredeyse her eve ve her odaya girdi. (CEVAP B)

2.كَانَ أفْرَدُ الأُسْرَةِ قَبْلَ دُخُولِ التَّلَفِزْيُونِ إلى البُيُوتِ يَجْلِسُونَ مَعًا لِقَضَاءِ وَقْتِ الْفَرَاغِ، يَسْتَمِعُونَ إلى الأبِ أو الأمِّ أو الْجَدَّةِ مِنْ أمُورِ الحَيَاةِ
A.Evlere televizyon girmeden önce aileler boş vakti geçirmek için birlikte oturur, hayatın işlerini baba, anne ve nineleriyle tartışırlardı.
B.Evlere televizyon girmeden önce aileler boş vakti geçirmek için beraberce çıkar, hayatın işleri ile ilgili olarak babayı ya da dedeyi veya nineyi dinlerdi.
C.Evlere televizyon girmeden önce aile fertleri boş vaktin geçirilmesi için birlikte oturur, hayatın işleri ile ilgili olarak baba veya anne ya da nineyi dinlerlerdi.
D.Evlere televizyon girmeden önce aile fertleri boş vakitlerinde birlikte oturur, hayatın işleri ile ilgili olarak baba veya anne ya da nineyi dinlerlerdi.
E.Evlere televizyon girmeden önce aile fertleri boş vaktin geçirilmesi için birlikte oturur, hayatın işleri ile ilgili olarak baba veya anne ya da nine konuşurken onları sessizce dinlerlerdi. (CEVAP C)
Alıntı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder