23 Eylül 2012 Pazar

İslam inanç Esasları 1-10 Ünite Özeti

İslam İnanç Esasları

1.Ünite

*islam alimleri dini genelde hak ve batıl şeklinde sınıflandırmıştır.
*kuranda diğer inanç sistemlerine din denilmektedir. ilahi vahye dayanmayanlara batıl din demişlerdir.
*ilahi vahye dayanmakla birlikte Allahtan geldiği şeklini koruyamamış 
yahudi ve hristiyanlık gibi dinlere MUHARREF DİN denilir.
*klasik dinler tarihi kitapları ise hak dinlere MİLEL batıl dinlere de NİHAL adını vermişlerdir.
*Dinler kaynağına göre 2 ye ayrılır
-semavi din
-beşeri din
*kutsal kitaplarda bulunup bulunmamasına göre 
-ehli kitap (yahudi ve hristiyanları)
-kitabı olduğu şüpheli dinlerde (mecusiler ve maniheistler)

*dinler iki biçimdede sınıflandırılmıştır
-tek tanrılı dinler
-çok tanrılı dinler
*bunlarda ilkel dinler milli dinler ve dünya dinleri olarak 3 kısma ayrılır
*terim olarak iman:hz.peygamberin vahiy yoluyla getirdiği tüm hususlarda tereddütsüz tasdik etmek ve getirdiklerine inanmak demektir.
*imam maturudi, imam eşari bakıllani cüveyri gazzali ve eb'l mün'en nesefi 
imanın kalbin tasdikinden ibaret olduğunu savunmuşlardır.
*mürcie ve kerramiyye mezheplerinin iman tanımı:inanılması geeken inanç 
esaslarını kalbin tasdiki olmaksızın dil ile ikrar etmek yeterlidir.
*cehmiyye ve neccâriyye mezheplerine göre kişinin iman esaslarını sadece 
bilmesi mümin olması için yeterlidir.
*maturidi ve mutezili alimler ise bunun yeterli olmadığını ve eğer bu 
yeterli olsaydı her alimin mümin olması gerektiğini söyleyerek onları 
eleştirmiştir.
*imanın bilgiden ibaret olması halinde her cahilin kâfir her bilgininde 
mümin olması gerekir diye diğer alimlerden itiraz gelmiştir.
*iman-amel ilişkisini savunan görüş :hariciyye mutezile şia zeydiyye ve 
selef alimleridir.
*ayrıntılı bir şekilde tek tek iman esaslarına açık ve geniş bir şekilde 
inanmaya TAFSİLİ İMAN denir.
*iman ve islam imam maturidiye göre kuran ve sünnette ayrı ayrı 
zikredilsede iman ve islam aynıdır.
*iman ve islam konusunda imam eşari islamın imandan daha geniş olduğunu ve 
islamın imanı kuşattığını söyler.
*bir kimsenin çevresindeki ana baba kardeş komşu hoca ve değer verdiği 
diğer kişilere bakarak hiçbir araştırma yamadan inanmasına taklit bu tür 
imanada taklidi iman denir. böyle bir kişiyede mukallit adı verilir.
*islam inanç esaslarını araştırıp delil akıl tefekkür ve düşünceye 
dayanrak iman etmesine önem vermiştir.böyle iman türüne TAHKİKİ İMAN bu 
imana sahip kişiyede 
MUHAKKİK adı verilmiştir.
*Ebu hanife ve imam maturidi mukallildin imanının geçerli olduğuna 
hükmetmiştir. eşariyye mezhebide onların bu görüşüne katılmaktadır.
ancak bu 2 mezhebe göre de mukallit araştırmayı terk etmesinden dolayı 
sorumlu görülmektedir.
*mutezile mukallidin imanını geçerli görmemiştir.
*imanda istisna, alimler inançla ilgili konularda kuşku olmak düşüncesini 
benimsemişlerdir.
*eşariler imanın hakikati ile ilgili değil ama olgunluk hali ve 
neticesiyle ilgili olarak imanda istisnayı mümkün görmüştür.
*din insana şunları temin eder:
-ulvi duygular kazanmasını
-olaylar karşusunda direnç kazanmasını
-ruhi olarak gelişip moral ve güç kazanmasını
-madde karşısında eğilmeyip metin olmasını

*dinin genel tarifi şunlardır:
-düşünce ve inanca dayalı değerlendirmeleri içerir
-her türlü tavır ve davranışları içerir
-insanın diğer insanlar ve varlıklarla olan ilişkilerini düzenlerken 
dikkat etmesi gereken ilkeleri barındırır.
-sosyal davranışlarını belirlerken toplumların etnografyasına etki eder
*imanın kelime karşılığı şudur
-başkasına güven duygusu vermek
-güven içinde yaşamak
-kalben sükuna kavuşmak
-kendisine doğru görüneni itiraf etmek
*imanı kalbin tasdiki olarak görmeyen imam maliktir.


2.Ünite

* islam:arapça aslı silm veya selmdir.
sözlükte :kurtuluşa ermek boyun eğmek teslim olmak barış yapmak gibi 
manalara gelir.
*islam dini iskelet olarak 3 kısımda incelenir.
-islam dininin inançla (itikat) ilgili hükümleri
-islam dininin davranışlarla (muamelat) ilgili hükümleri
-islam dininin ahlakla ilgili hükümleri

*inançla ilgili hükümlere ASLÎ yapıp etmelerle yani ibadet ve muamelatla 
ilgili olanlara FER'İ ESASLAR denir.
*itikat:birşeye gönül bağlamak, benimsemek , anlamına gelir iman etmekle 
eş anlamlıdır.
*itikat esasları ile ilgili gönülden bağlanılan şey AKİDE adını alır. 
Çoğuluna akaid denir.
*bazı itikadi hükümler etrafında islam tarihi boyunca ihtilaflar 
yaşanmıştır bu sebeple onların kesin ve açık olma özellikleri ortadan 
kalkmıştır bu çeşit inanç esaslarına zanni inanç esasları denir.
*kaynaklarda davranış ve fiillerle ilgili olarak 3 ana konu işlenir 
-ibadetler
-muameleler
-cezalar
*islam dinini 3 önemli ilke oluşturur. inanç bunların en önemlisidir amel 
ve ahlak hükümleride bu inanç esaslarına dayanır.
*islam kelimesinin anlmında bulunan özellikler
-boyun eğmek
-teslim olmak
-teslim etmek
-barış yapmak

*islam kelimesinin kurandaki anlamı şudur 
-tevhid inancını evrene yayma düşüncesien sahip olmak

*islam inanç esasları
-kesinlik -açıklık
-değişkenlik -beşeri müdahaleye açık olmamak

*aile hukuku birikimleri islamın inanç esası kapsamına girmez

3.Ünite

* tanrının varlığı meselesi ilk dönem yunan felsefesinin temeli konulardan 
birini oluşturmuştur. eflatun hareketin kaynağını ruha bağlaması ve 
aristonun ilk sebep (illet-i ulâ) veya ilk hareket ettirici (muharrek-i 
evvel) teorisini benimsemesi ile birlikte tanrının varlığı konusu 
tartışmaya başlanmıştır.
* islamda Allahın varlığını ispatlamak için yapılan tüm faalietlere 
İSBAT-I VACİP denir.
* kuranda "afak" ve "enfüs" olarak ifade edilen dış ve iç alemin 
varlıkları arasında görülen düzen açık delil olarak sunulmaktador.
*islam alimleri Allahın varlığını genelde kozmolojik (tabiattan hareket 
eden) ve teleojik (varlıklardaki gayeliği vurgulayan) delillere dayalı bir 
yöntem içinde ispatlamaya çalışmışlardır. bu nedenle alimler arasında şu 
delilller şöhret bulmuştur.
-hudûs delili
-imkan delili
-gaye ve nizam delili

*hudüs delili:evrenin yaratılmış olduğu ve her yaratılmışında bir yaratıya 
muhtaç olduğundan hareketle Allahın varlığını ispata çalışan bir delildir.
*kelam alimleri:hudüs delilnini cevher-araz esasına dayalı bir yöntem 
içinde ele almıştır.
*imkan delili:islam filozofları tarafından kullanılmıştır. varlıkları zorunlu(vacip) ve zorunsuz(mümkün) varlıklar olmak üzere 2 ye ayırır. aristoda bunu kullanmıştır.
*imkan delili:farabi ve ibn sina tarafından ortaya konulmuş ve şehristandan itibaren kelam bilginleri tarafından kullanılmaya başlanmıştır.
*gaye ve nizam delili: bu teleolojik delil temelde evrende bir düzenin olduğu ve bu düzendeki her varlığın belirli bir gayeye yönelik olarak yaratldığı öncülünden hareket eder
*gaye ve nizam delili:gazzali ibn rüşd ibn teymiyye ve ibn'ül kayyım el 
cevziyye tarafından tercih edilmiştir.
*ibn rüşd gaye ve nizam delilini hikmet ve inayet delili olarak tanımlamıştır.
*alimler burhân-ı temânu olarak bilinen bir delil oluşturmuşlardır. Bu delile göre tabiatta gözlemlenen kozmolojik düzen Allahın bir olduğunun delilidir.
*ihlas suresinde Allah tasvir edilmemiş, tavsif edilmiştir.

*Allah'ın sıfatları 2 kısma ayrılır.
-selbi/tenzihi sıfatlar
-subuti sıfatlar
-fiili sıfatlar

*selbi/tenzihi sıfatlar

-vücud:Allahn varolması
-kıdem:Allahın varlığının başlangıcının olmaması
-beka: Allahın varlığının sonunun olmaması
-kıyam binefsihi:Allahın kendisiyle kaim olması ve bu hususta başkasına ihtiyaç duymamsıdır.
-vahdaniyet:tek ve bir olan eşi ortağı bulunmaması
-muhalefetün lil havadis:Allahın sonradan olan yaptıklarına benzememesidir.
*Sübuti sıfatlar:Allahın zatına nispet edilen ve onun ne olduğunu belirten niteliklerdir.

*Sübuti sıfatlar:

-hayat:Allahın canlı ve diri olmasıdır
-ilim:Allah tealanın bilme sıfatıdır
-semi:Allahın herşeyi işitmesidir
-basir:allahın herşeyi görmesidir
-kudret:Allahın herşeye gücünün yetmesidir
-irade:Allahın dilemesi ve istemesi anlamına gelir
-kelâm sıfatı:Allhın konuşma sıfatı insanlarda olduğu gibi harfler sesler 
ve konuşmaya yarayan organlar aracılığıyla değildir.Allah bunlardan 
münezzeh ve yücedir.

*Maturudiler kudret sıfatından ayrı bir tenvin sıfatının varlığını savunmuştur.
*eşariler ilim irade ve kudret sıfatını yaratma için yeterli görmüştür.
*şia almleri ise subuti sıfatları zâti ve fiili olmak üzere 2 ye ayrılmıştır.

*Fiili sıfatlar Allah -kainat ve insna ilişkisini ifade eder.

*hudüs delili ve imkan delili ile ilgili notlar.
-hüdüs delili daha çok kelam alimleri, imkan delilleri ise islam filozofları tarafından kullanılmıştır.
-hudüs delili alemin yaratılmışlığından ve sonradanlığından imkan delili ise alemin yapısı itibariyle bir başka varlığa muhtaç olmasından hareket ederek Allahın varlğını ispata çalışır.
-alem tüm unsurlarıyla birlikte değişken bir yapıdadır cümlesi isbat-ı vacip delillerinden HUDÜS DELİLİNE ÖNCÜLDÜR.

4.Ünite

*varlıkları görünen (kesif) ve görünmeyen (latif) varlıklar olarak 2 ye ayırmak mümkündür.
*meleğin sözlük anlamı:kudret kuvvet ve elçilik yapma.
*meleğin terim anlamı:Allah tarafından yaratılan, çeştli şekillerde görünebilen zor işlere güç yetirme özelliğine sahip ancak iyi nitelikte işler yapabilen erkeklik ve dişilik vasıfları bulunmayan nurani varlıkların adıdır.
*ahirette müminleri selamlayarak karşılayacak olan cennet bekçilerinden ve cehennemlikleri korkutan görevli meleklerden bahsedilmektedir. Kuranda bunlara genel olarak HÂZİN denir.
*cehennem bekçilerini temsil eden melek malik cennet meleği ise rıdvan olarak geçer.
*MUKARREBÛN MELEKLERİ:bu meleklere iliyyün veya kerrubiyyün melekleride denilmektedir.bunlar kuranda uluhiyet makamına en yakın melek olarak zikredilir.
*hafaza ve kiramen katibin melekleri:insanları koruyan ve onların iyi ve kötü fiillerini kaydeden meleklerdir.
*hârut-mârut: babil halkını imtihan etmek ve onları sihir konusunda bilinçlendirmek için gönderilen meleklerdir.
*münker-nekir:kabirde sorgu işi ile görevli olan meleklerdir.
*kuranda adı geçmemekle birlikte görevlerinden bahsedilen 2 melek Azrazil-israfil
*meleklerin ve cinlerin ortak özellikleri farklı şekillere girebilirler...

5.Ünite

*ilahi hitabın şekilleri:
-doğrudan vahyetme
-perde arkasından konuşma
-elçi ile vahy

*ebu zerrden rivayete göre Allah teala hz.şit'e 50 idris'e 30 ibrahime 10 ve musaya 10 sayfa indirmiştir.
*tevrat:kanun şeriat anlamına gelir
*yahudilerin kutsal metni tanah'ın ilk bölümünü oluşturan tevrat 5 bölümden meydana gelmektedir.
-tekvin(yaratılış)
-hurüc(çıkış)
-levililer
-a'dat (sayılar)
-tesniye

*tekvinde :hz.adem ve hz.havvanın işlediği ilk suçtan yeryüzüne inişlerinden hz.nuh ibrahim ve israiloğullarının mısıra girişinden bahseder.
*hurücda :israiloğullarını mısırdan çıkarmak üzere hz.musanın rab yehova tarafından görevlendirilişi onları firavun un zülmunden kurtararak mısırdan çıkarması hz.musanında sina dağında rab yehovadan 10 emir almasından bahseder. *levililer :ibadetler, dini ayin ve bayram, günahların kefareti, yiyecekler, kurbanlar ve evlilik gibi konulara ait hükümleri ifade eder...
*adat(sayılar) :israiloğullarının çöldeki hayatları hz.musanın vefatından sonra onların sina dağından ayrılıp kenan ülkesine gitmesi sürecini ele alır.
*tesniye:hz.musanın ölümünden ve defnedilmesinden sonra 10 emir ve diğer dini hükümlerden bahseder..
*hristiyanlar yahudilerin kutsal kitabına "Eski ahid" denir. 
*yahudiler ise kendi kutsal kitabını "tanah" olarak isimlendirir.
*tanahı 39 kitap meydana getirir.
*hz.ebubekirin hilafeti döneminde kuranı kerim vahiy katibi zeyd b. Sabit tarafndan biraraya getirilmiş ancak çoğaltılamamıştır.
*tanahın neviim bölümünde israilli peygamberlere ait metinler bulunmaktadır.
*hristiyan kutsal metni kitab-ı mukaddes eski ve yeni ahid olmak üzere 2 ana bölümden oluşmaktadır.
*yeni ahidde inciller, resullerin işleri pavlusun mektupları genel mektuplar ve yuhannanın vahyi olmak üzere 27 kitap bulunmaktadır.
*pavlusun mektupları yeni agidin en erken yazıya geçirilen metinleridir
*hristiyanların kutsal metni kitabı mukaddes eski ve yeni ahidi meydana getiren kitaplarıyla TRENTE KONSİLİNDE tespit edilmiştir.

6. Ünite 

Peygamber İnancı İNANCI
Peygamberler; Allah
ın izniyle Onun dinini insanlara tebliğ etmek, onları hidayete ulaştırmak, ahirette mutluluklarını sağlamak gibi görevleri üstlenmişlerdir.
Kuran-ı Kerim
depeygamber için: nebi, resul, peygamber, Beşir, mübeşşir, nezir, hâdi, abd gibi terimler kullanılmıştır. Peygamberlik sadece Allah tarafından verilir. Geçmiş milletlere elçiler gönderilmiştir fakat peygamber gönderilmedikçe azap edilmeyeceği bildirilmiştir. Peygamberlerin sayısı hakkında rakam vermek mümkün değildir. Kuran da geçen Peygamberlerin hepsi erkektir. Gaybı Allahın bildirdiği kadar biliebiliriler.

Peygamberlerin özellikleri: doğru olmak, güvenilir olmak, sabırlı olmak, zeki ve anlayışlı olmak, korunmuşluk (ismet) tebliğde bulunmak, beşer olmak, vahiy ve mucize.

*Hissi (maddi) mucizeler: tabiat kanunlarını değiştiren ilahi fiillerdir.
*Akli (manevi) mucizeler: İnsanları akli kanıtlarla baş başa bırakan mucizelerdir.
*Haberi mucizeler: Kur
an da söz edilen mucizeler.
Hz. Yakup
un Hz. Yusufun gömleğini sürünce gözlerinin açılması, Hz. Musanın asası ve parlayan el, Hz. Musanın asa ile denizi yarması, Hz. İsanın tıbbi mucizeler ve Hz. Muhammedin en büyük mucizesi Kuran-ı Kerimdir.

Kur
an da geçen peygamberlerin sayısı Hz. Adem ile birlikte 25tir.
Ülulazm peygamberler: Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed (sav)

NOT: Kur
an da bütün peygamberlerin nübüvvetlerine inanılması ve aralarında hiçbir ayrıma gidilmemesinin gerektiği belirtilmektedir.

7.Ünite

1) Sözlükte Ahiret son yurt ve ikamet yeri demektir.
2) Evren ve insan oyun ve eğlence olsun diye değil aksine gerçek bir amaç dolayısıyla yaratılmış olmalıdır, o da ‘’Yaratıcı’yı tanıyıp O’na teşekkür etmek ve sonuçta O’nunla karşılaşmak ‘’ diye özetlenebilir
3) Ahiret yerine ölümden sonra diriliş anlamına gelen ‘’el-bas’sü’l-ahir’’e veya son gün demek olan ‘’el-yevmu’l ahir’’ e tabirleri kullanılabilir.
4) Ölümden itibaren meydana gelecek çeşitli safhalar : Ölüm ve kabir alemi – kıyamet alametleri – kıyametin kopması – evrenin yeniden inşa edilmesi – ölülerin kabirlerinden çıkıp diriltilmesi – ardından mevkıf veya Arasat adı verilen bir yere sevk edilip bir araya toplanmaları – dünyada benimsedikleri inançlar ve yaptıklarından hesaba çekilip amellerinin ölçülmesi – sırattan geçirilmeleri ve cennet,cehenneme gönderilmeleri
5) Allah’ın izni olmadıkça hiçbir insan ölmez, çünkü herkesin ölüm anı Allah tarafından belirlenip yazılmıştır.(El-Mülk 67/2 ; El-Cum’a 62/8 ; El-Enbiya 21/35 ; Al-i İmran 3/145). Ancak bunu yanlış yorumlamamalı ve ölümün kendisine gelmesini beklememelidir insan.Aksine insan, Allah’ın yazısı hakkında bilgi sahibi olmadığı için yaşamak amacıyla imkan dahilindeki bütün çarelere başvurmalı ve hastalanınca kesinlikle tedavi olmalıdır.
6) Berzah : Yaşamla ölüm arasında bekleyeceğimiz mekan.Kabir hayatı.
7) Kabir : Ölünün gömüldüğü toprak parçası.
8) Sahih hadislerde belirtildiğine göre kabre konulan insan Münker ve Nekir adlı melekler tarafından dine, Allah’a ve Hz. Peygamber’e dair inançları hakkında sorguya çekilir.
9) Hadislerde sorguya çekilmenin ardından iyi müminlerin kabirlerinin aydınlık ve geniş bir cennet bahçesi haline getirileceği ve cennetteki konumlarının da kendilerine sabah ve akşam gösterileceği bildirilmiştir.
10) Kur’an’da birden fazla kavramla ifade edilen kıyamet hakkında en çok kullanılan isim ‘’kıyametin kopma zamanı’’ anlamındaki ‘’Saat’’ tabiridir. Sarsıcı anlamına gelen ‘’Racife’’, Korkunç gürültü demek olan ‘’Karia’’, ‘’Sahha’’ ve ayrıca ‘’Tamme’’ gibi değişik adlarla anılır.
11) Kıyametin ne zaman kopacağını yalnızca Allah bilir.
12) Ku’an’da geçen kıyamet alametleri gökyüzünde siyah bir duman belirmesi (ed-Duhan) , ayrıca ye’cüc-me’cüc (El-Enbiya) fakat bunlar hakkında bilgi verilmemiştir.
13) Diğer kıyamet alameti rivayetlerine Kur’an’da yer verilmemiştir. Ör: Deccal ın çıkışı – Mehdinin yeryüzüne gelişi – Ahlaki çöküntü –Güneşin batıdan doğması – büyük depremler vs.
14) Sur a ilk defa üflenmesiyle kıyamet kopacak ve evrenin kozmik düzeni bozulacaktır. Sur ‘’ses çıkaran eğri boynuza venzeyen boru,borazan’’ anlamına gelir.
15) Sur ile eşanlamlı olan ‘’Nakur’’ tabiri de ses çıkarmak manasında kullanılarak kıyametin korkunç bir gürültüylekopacağı açıklanır.
16) Ahiret inancının delilleri : İnsanı ilk yaratan ölümden sonra tekrar diriltebilir – Evreni yaratan insanı tekrar yaratabilir – ölü topraktan canlılar yaratan topraktaki ölüleri diriltebilir – tarihte ölülerin dirildiğine ilişkin örnekler vardır.
17) İslam inancında haşir ise ahrette diriltilen insanların hesaba çekilmek üzere ‘’arasat’’ veya ‘’mevkıf’’ yahut ‘’mahşer’’ denilen yerde toplanmalarını ifade eder.
18) Kur anda ahrete verilen isimlerden biri hesap günü anlamına gelen ‘’yevmu’l-hisab’’ bir diğeri de ayırma günü manasındaki ‘’yevmu’l-fasl’’ dır.
19) İnanç ve davranışların değerlendirilmesi ise kurulacak adalet terazileriyle gerçekleşecektir. Buna dini terminolojide ‘’vezin’’ adı verilir.
20) İslam bilginlerinin çoğunluğu hesaba çekilmeye inanmanın Müslümanlara farz olduğu görüşünde ittifak etmişlerdir.
21) Kur’an’da çok açık ifadelerle yer almamakla birlikte’’ içinizden cehenneme uğramayacak kimse yoktur’’(Meryem 19/71-72) anlamındaki ayetin yorumuna ve çok sayıda hadis rivayetine dayanılarak ahirette cehennem üzerinde kurulmuş ‘’sırat’’ adı verilen bir köprüden geçileceğine inanılır. Ayette geçen ‘’Vürud’’ tabiri cehenneme girmeyi değil yakınından geçme anlamıda taşıyabilir.
22) Cennet sözlük anlamıyla sık bir şekilde bitki ve ağaçlarla dolu olan bahçe demektir.
23) Kur’an da geçen cennet bölümleri ‘’adn’’,’’Firdevs’’,’’Na’im’’ ve ‘’Me’va’’
24) Cehennem sözlük itibariyle ‘’ derin kuyu’’ demektir
25) Cehennem tabakaları : Cahim – haviye – hutame – leza – sair – sakar. Cahim alevi ve ısı derecesi en yüksek olan en derin ateş tabakasıdır.
26) Kur’an ve sahih hadislerde yapılan tasvirlerden anlaşıldığına göre cehennemde biyolojik ve piskolojik iki türlü azap vardır. Biyolojik azap vücuda eziyet edilmesidir , piskolojik azap ise dışlama ve aşağılama vs. şeklinde gerçekleşir.


8.Ünite

KADER İNANCI

1. Kader Allah’ın canlı ve cansız bütün yarattıklarına ilişkin ezeli planını, kaza da bu planını gerçekleştirmesi anlamına gelir.
2. Bütün her şeyi var olmadan önce bilmek Allah için kolaydır. Çünkü O her şeyi ilk (ana) kitapta, yani LEVH-İ MAHFUZ da sayıp dökmüş ve belirtmiştir.
3. Allah insanların kendi iradeleri olmadan iman etmelerini istememiş ve onları serbest bırakmayı tercih etmiştir.
4. Allah, iman ve inkar veya itaat ve isyan alternatiflerinden birini seçen insanları istikametlere sevk eder, insiyatifi insanların elinden alır, zihinlerini yönlendirir ve bir tabiat oluşmasını sağlar. Buna Kuran’da ‘’tab’u’l-kulub’’ denir.
5. Allah’ın yaratma sıfatı halk – icad – ibda – kevn –(tekvin) ve inşa kavramlarıyla ifade edilir.
6. Çocuk ana rahminde teşekkül ederken yüzyirmi gün geçince bir melek gönderilir ve bu melek cocuğa ruh üfleyip cinsiyetini , rızkını , fiillerini , ecelini , mümin veya kafir olacağını yazar.
7. Ana itikadi mezheplerin kader inancı üzerinde birleştiği tek husus , Allah ın bütün varlık ve olayları vuku bulmadan önce bilmesidir.
8. Mezheplerin bu ittifakına aykırı olarak Allah ‘ın varlık ve olayları vuku bulmadan önce bilmediğini iddia edenlerde olmuştur. İlk kelamcılardan Cehm b. Safvan , şia’nın öncülerinden Hişsam b. Hakem gibi az sayıda birkaç bilgin bu görüşü savunmuştur.
FARKLI MEZHEPLERDE KADER VE KAZA
CEBRİYE: 1. Cebriye insanlara ait bütün fillerin ilahi ilim, irade ve kudretin , yani kaderin zorlayıcı etkisiyle oluştuğuna inananların ortak adıdır. Cehm b. Safvan ın öncülüğünde gelişen bu mezhebi benimseyenlere göre sorumlu tutuldukları ve ahrette hesaba çekilecekleri fiiller başta olmak üzere insanın yapıp ettiklerinin yanı sıra başına gelen her şey kaderin kaçınılmaz bir sonucudur.
2.İnsanların kendi fiillerini yaratabildiklerini ileri sürmek yaratıcılıkta Allah ortak tanımak anlamına gelir
3.Cebriyeye bağlı Müslümanların görüşleri İslam bilginlerinin çoğunluğu tarafından isabet bulmamıştır.
MUTEZİLE VE ŞİA
İnanç konularında öncelikle akli bilgilere başvuran ve Kuran ı bu bilgilerin ışıgında yorumlayan İslam bilginlerinin oluşturduğu bir mezheptir.

Sünniler tarafından yanlış bir isimlendirmeyle Kaderiyye die adlandırılmışlardır.

Peygamber Kaderriye ‘ nin bu ümmetin Mecusileri olduğunu söylemiştir.

İnsanlara ait fiillerin kendileri tarafından yaratıldığını savundukları için bazı Sünni çevrelerce iki yaratıcının varlığına inanlara benzetilmişlerdir.

Halbuki Kaderiyye adını Mutezile ye verilmesi kader konusuna bakışlarıyla örtüşmemektedir.Mutezilenin 2. Kurucusu sayılan Amr b Ubeyd’ in er-Red ale’l Kaderriye adını taşıyan bir eser yazması bunu kanıtlamaktadır.Nitekim Mutezile ye mensup olan bilginler de Kaderriyye terimini Ehl-i Sünnet mezhebine mensup olanlar için kullanmışlardır.

Mutezile alimlerine göre Allah ezeli ilmiyle bütün varlık ve olayları meydana gelmeden önce bilir , ancak bu insanların fiil yapma irade ve gücünü yok etmez ve herhangi bir zorlayıcı etki meydana getirmez. Allah’ ın Levh- i Mahfuzda yazdığı olaylar sadece insanların başına gelecek olan felaketler ve musibetlerden ibarettir.İnsanların fiilleri ana kitapta yazılsa bile bu yazıya aykırı fiiller yapmak mümkündür.

Yine onlara göre ilahi irade açısından Allah insanların yalnızca iman ‘ itaat ve iyilik türünden fiiller yapmasını diler, inkar isyan ve kötülük türünden fiiller yapmasını dilemez.

Mutezileye göre insanların sorumlu oldukları fiiller Allah tarafından değil kendileri tarafından yaratılır.

Bu mezheplere mensup alimlere göre insanların tercihlerine tutum ve davranışlarına bağlı olarak Allah dilerse Levh-i Mahfuz a yazdıklarını değiştirebilir.
EHLİ SÜNNET
1. Diğer adıyla Sünnilik.Ebu Hanife ve Onun ilim geleneği içinde yetişen Maturidinin öncülüğünde kurulan Maturidiye ile Eşari nin görüşleri etrafından oluşan Eşariyye adlı 2 ana Sünni mezhep mevcuttur.Bunlar nasları öne çıkarmakla birlikte Kur an ve sahih hadislerle akli ve bilimsel bilgileri uzlaştırmayı ana ilke olarak benimsemişlerdir.
2. Selefilere göre insanların sorumlu tutuldukları fiiller dahil olmak üzere bütün varlık ve olaylar Allah ın ilim irade ve yaratma sıfatlarının kapsamı içindedir.
3. İnsanlara ait fiiller doğrudan doğruya kendileri , dolaylı olarakta Allah tarafından yaratılır. Allah ın her şeyin yaratıcısı olmasını bu şekilde anlamak gerekir.Allah ın her şeyi kaderde yazması kafirin iman müslümanında inkar etmesini engellemez. Çünkü dilediğini yapan bir varlık olarak Allah, Kuranda belirtildiği ibi Levh i Mahfuzdaki yazıyı isterse değiştirebilir.
4. Maturidi ve Eşari her şeyin Allah ın bilgisi ve iradesine uygun bir şekilde meydana geldiği görüşünde birleşmişlerdir.
5. Buna göre Allah bütün varlık ve olayları doğrudan doğruya yaratır ondan başka hiçbir yaratıcı yoktur. Bu sebeple insanların bütün fiillerini de tercihlerine göre yaratan Allahtır. İnsanların sorumluğu ise fiillerinin iman veya inkar , itaat yahut isyan şeklindeki
6. niteliklerini irade ve kudretlerini kullanarak belirlemelerine, itikadi terimle ifade etmek gerekirse ‘’ kesb ‘’ etmelerine dayanır
7. Eşariyye bağlı olan kelamcıların çoğunluğu kesb kavramını dar anlamda yorumlamış ve insanları , fiillerinde özgür gibi görünen fakat aslında mecbur olan varlıklar şeklinde tanımlamıştır.
8. Eşarilere göre iradeleride yaratılmış olduğundan insanlar fail olarak nitelendirilemezken Maturidilere göre fiillerine ilişkin cuzi iradeleri yaratılmamıştır, bundan dolayıda fail olarak nitelendirilirler . Fiilerini Allah yaratmış olsa da bunları tercih emelerinden ötürü insanlar sorumludur. İnsanların rızıkları ve ecelleri kader kapsamına dahildir. Rızık elde etmek için çalışmak ve hastalıklardan kurtulmak için tıbbi çareler aramak da bir kaderdir. Dolayısıyla insanların böyle bir çaba içine girmeleri kader inancına aykırı değildir.


9.Ünite
İNANÇ VE DAVRANIŞ İLİŞKİSİ

1. İnanç, insan iradesini harekete geçirdiği için davranış adını taşıyan eylemlerin başlangıç noktası ve kaynağını oluşturur.
2. İyi davranış, mükelleflerin dini-ahlaki sorumlulukları olan ibadetler başta olmak üzere toplum yararına gerçekleştirilen her türlü olumlu sosyal faaliyetleri ve uygulamaları içine alır.Buna inancın tezahürü diyebiliriz.
3. Kur’an-ı Kerim de inanç ve iyi davranış ilişkisi ağaç ****foruyla çok güzel tasvir edilir.(İbrahim 14/24-25)
4. Kur’an-ı Kerim de inançsızların davranışları ıssız çöllerdeki serap ve derin denizdeki karanlığa benzetilmiştir. (En-Nur 24/39,40)
5. İnsanın yaptığı herhangi bir davranış Kur’an-ı Kerim e ve Nebevi sünnete uygun düşüyorsa o iyi davranıştır.
6. Sorumluluk bilinci taşıyanlar: gündelik hayatlarında Allah a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar, gerçek anlamda inanan ve inançlarının gereğine göre iyi ve güzel davranışlarda bulunanlardır.
7. İçtenlikle hareket edenler: İnanç ve davranış güzelliğine sahip olan Muhsin yani ihsan sahibi, Alla ı görüyormuş gibi davranışlarında titizlik gösteren kimsedir.
8. Günah işleyenler: Dinde Allah ın emirlerini yerine getirmeyen veya yasaklarına uymayan kişilere günahkar veya fasık denir. Kelime olarak bir şeyden çıkan anlamına gelen fasık kavramı din dilinde iman ettiği halde bile bile Yüce Allah a ve Peygambere itaat etmeyen dini görevlerini terk eden ve günah fiillerini işleyenlere denir.
9. Riyakar davrananlar: İslam dinine göre ahret ameliyle dünya menfaati gözetmek anlamına gelen riya kötü bir davranış türüdür. Söz beden ve servet yoluyla yapılan ibadetlerde gösterişe yer veren kimseye riyakar veya mürai denir. İslam inancında bunun adı gizli şirktir.
10. İmanın temel rüknünün kalple tasdik olması iç boyutu ilgilendirirken, tasdikin organlarla yansıması olan davranışlarda dış boyutu ilgilendirmektedir.
11. İç ve dış boyut ayrılırsa her ikisi arasındaki ilişki kopacağı için Kur’an-ı Kerim de iç ve dış arasındaki tutarsızlık adı verilen nifak durumu ortaya çıkar.Nifak bir kimsenin dille inançlı olduğunu dışa vurup içindeki gerçek inkarı gizlemesidir.
12. İnanç konularında dengeli bir bakış açısı benimseyen ekoller İslam ın asgarisinin kalbi tasdik olduğunu söylemekle birlikte olabildiğince davranışın gerekliliğine kuvvetli bir şekide vurgu yapmışlardır.
13. Ehli Sünnet mensupları ‘’ davranış inancın değil inanç davranışın şartıdır’’ kuralını koymuşlar davranışı inancın bir sonucu olarak görmüşlerdir.
14. Tasdikin özel yeri kalptir dil onun tercümandır.
15. İnanç ile davranış ayrı ayrı şeylerdir. Elbette inançla davranış arasında sıkı bir irtibat vardır ama kendi anlamlar dünyasında her birisi farklı şeylerdir.
16. Bir kimse İslam’ın bütün esaslarına iman ettiği halde tembelliğinden heva ve nefsani arzularının ihtiraslarından dolayı iyi davranışları terk ederse inanç dairesinin dışına çıkmaz ama günahkar bir insan oluşundan dolayı cehennem azabına uğratılabilir. Ancak Kur’an-ı Kerim de tövbe ve pişmanlık kapısı açık tutulmuştur.


10.Ünite

İNANÇSIZLIK
1. İnançsızlığın felsefi karşılığı ateizmdir. İnsanın doğal yapısında potansiyel olarak bulunan inanç duygusunu örtmeye küfür ve inkar herhangi birini inançsızlığa nispet etmeye tekfir, kalbindeki inancı gizleyen kimseye de kafir denir.
2. İmanın zıddı anlamına gelen inkar Allah ın birliğini ve yüceliğini peygamberin getirdiklerini inkar etmek manasında kullanılmaktadır.
3. İkinci tür küfür dediğimiz nankörlüktür.Allah ın verdiği sayısız nimetleri inkar manasına taşır ve insanı dinden çıkarmaz.
4. İslami öğretide iman asıl, küfür ise , eğretidir. Her insanda inanma yeteneği ve ibadet etme eğilimi vardır.
5. Bir rivayette fıtrat şöyle geçer: Her insanı annesi, fıtrat üzere dünyaya getirir. Bundan sonra ebeveyni onu Yahudi Hıristiyan ve Mecusi yapar. Eğer ane ve babası müslümansa çocuk da Müslüman olur.
6. İnsanda din duygusu doğuştandır.
7. İnkar sözcüğü Kur’an-ı Kerim de 36 yerde geçer.
8. Dini anlamda şirk Allah ın uluhiyet sıfat ve fiillerinde eşi ve ortağı olduğunu kabul etmek ve Allah’tan başkasına ibadet etmektir.
9. Küfür Allah’a şirkten daha umumi(genel) olup, şirki de içine alır. Bu manada her müşrik kafirdir ama her kafir müşrik değildir.
10. Allah tan başka herhangi bir varlığı Allah statüsünde bir sevgiyle sevmek insanı ortak koşmaya götürme sebebidir.
11. Hıristiyanların Hz İsa yı tanrılaştırmalarına sebep olarak aşırı hürmettir.
12. Nifak dıştan Müslüman görünmek içten ise Allah ı Resulünü ve onun ilettiklerini yalanlamaktır.
13. Sözlükte irtidat ve ridde gelinen yola tekrar gerisin geri dönmek anlamına gelir. Dini bir terim olarak da İslma’a girdikten sonra tekrar İslam dan çıkarak küfre geri dönmektir .Dinden dönen kimseye mürted adı verilir.
14. İtikadi irtidat Allah ı , Resulünü ve Onun getirdiklerini inkar ederek bir başka deyişle dine ya da anlayışa dönmektir.
15. Ameli irtidat ise şuursuzca dini uygulamalardan bir kısmını dine aykırı uygulamalara değişmektir.Bir Müslüman ister itikadi , isterse ameli planda olsun yaptıklarına çok dikkat etmesi gerekir.
16. İnançsızlık hastalığı daha çok vesvese ve kuşkuculuğa dayanır. Buna Kur’an-ı Kerim de Maraz denir.
17. Tekebbür insanın hakkı kabulden kaçınarak Allah a karşı böbürlenmesi ve büyüklük taslamasıdır.
18. Kur’an-ı Kerim de kibir hastalığının tedavisi için insanın kendi yaratılış nesnesine bakması önerilir.
19. Kur’an-ı Kerim de geçen mütref kavramı ferdilikten daha çok toplumsallığı ifade de kullanılan bir kavramdır.
20. Taassup muhalife karşı itidal ve hoşgörüden uzak, sert tutumlar ve aşırı dini görüşleri tetikler. Taassup ve bir inanca körü körüne bağlı kalma yada şartlanma hali , hoşgörü , tahammül gösterme ve ötekine saygı gibi değerleri ortadan kaldırır.
21. Ehl i sünnet mensuplarının tekfir konusuna yaklaşımı ve iman-amel konusunda dengeli bir çizgi izlemesi bu soru çözmede katkı sağlayabilir. Nitekim onların ehl i kıble tekfir edilemez ilkesi çok açıklayıcıdır.
22. İslam hoşgörü dinidir. Ötekini kabullenme ve ikna bu dinde esastır bu bakış açısı sadece gayr-ı Müslimlere değil , İslam toplumunda yaşayan ama farklı İslam yorumlarını benimseyen kimseler içinde geçerlidir.
23. Materyalizm : Materyalizm maddeyi varlığım temeli ve ezeli sayan madde aleminin ötesinde herhangi bir varlık alanı tanımayan ve Allah , ruh ve ahreti inkar eden felsefi bir akımdır. Materyalistler zihni ve ruhi hadiseleri beynin fonksiyonları, tabiattaki düzen ve işleyişi de tesadüf çevresinde izah eder. Madde üzerinde ilk tartışmayı başlatanlar antik çağ Yunan düşünürlerinden Demokrit ve Epikür dür.
24. Batıda din karşıtı inkarcı akımların gelişme kaydetmesinde kilise mensuplarının baskıcı din anlayışının da etkili olduğu unutulmamalıdır. Materyalistlerin yaratıcı bir kuvvet olan Allah yerine koydukları maddenin günümüzde bir enerjiden ibaret olduğu açığa çıkmıştır.
25. Darvinizm : Evrim teorisi diye anılan İngiliz biyoloji bilgini Charles Darvin tarafından geliştirilen bu görüş de maddenin yaratıcı kudret olan Allah tarafından yaratılmadığına inanmış bir akımdır. Evrim teorisinin iki temel görüşü vardır. Bunlardan biri doğal seleksiyon adı verilen tabiatta kuvvetli olanın zayıfı elemesi fikri , diğeride türler arasında geçişin varlığı iddiasıdır.
26. Pozitivizm : olguculuk duyu ötesi alanı tamamen dışlayan gerçekliğin bilgisini deney ve gözlemin sonuçlarına bağlayan bir akımdır. Fransız düşünür Auguste Comte tarafından kurulmuştur. Gerçekte Hakikat sadece mikroskoplu bilim adamlarının yöntemleriyle değil , şair , ressam ve peygambelerin dile getirdikleri yöntemlerle açıklanabilir.
27. Feudizm: İnsan şuurunu ****fizik boyuttan kopararak salt akli araştırma alanıyla sınırlandıran Sigmund Freud tarafından temelleri atılmıştır. Ona göre insana hakim olan ve onu yönelten iki içgüdü korku ve cinsiyet duygularıdır. Freud a göre insan psikolojisinde Allah a inanma eğilimi yoktur. İnsan bir yandan sayısız korkuların diğer yandan çeşitli engeller karşısında tatmin edilemeyen cinsel duyguların baskısı altındadır. Şuur altındaki bu rahatsızlık şeklini değiştirerek vatan sevgisi , insanlık sevgisi , Allah sevgisi tarzından kendini gösterir. 



Alıntı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder